Özge Özberk

 Özge Özberkin Dıshny dergisindeki röportajı(Ekim 2006)

 Özge Özberkin Dıshny dergisindeki röportajı(Ekim 2006)
 ozge-ozberk.blogspot.com

"ARTIK BİRAZ KOŞMAK, BİRAZ COŞMAK İSTİYORUM "
13 senedir oyunculuk yapan Özge Özberk, adını "Çemberimde Gül Oya" ile duyurdu ama artık drama filmlerinde yer almak istemiyor. Her ne kadar yeni sezonda, yeni bir drama dizisiyle ekrana gelecek olsa da, iki yıldır içinde biriken enerjiyi yeni aksiyon filmine yansıtmaya hazırlanıyor.

KIRIKKANATLAR DAN AYRILMAMIN ENBÜYÜK NEDENİ, SENARYO SORUNUYDU.OYNADIĞIM ROLÜ, HERHANGİ BİRİNİN OYNAYABİLECEĞİ BİR ROL HALİNE GETİRDİLER."
Özge Özberk ile çekim için bir araya geldiğimizde,öyle hastaydı ki, ancak ilaçlarla ayakta durabiliyordu. Ama çekim bitene kadar hiç mızmızlanmadı, kapris yapmadı. Aksine, enerjisiyle herkesi motive etti. Ertesi gün röportaj için buluştuğumuzda, bir "pozitif enerji yumağıyla karşı karşıya olduğumuzun artık farkındaydık. Sohbet ilerledikçe de bu keyifli halin diğer nedenlerini öğrenmeye başladık. Birincisi, drama oynamaktan sıkılmıştı ve bir komedi filminin hazırlıklarına başlamıştı. İkinci nedenden söz ettiğinde ise gözlerinin içi parlıyordu; mutlu bir ilişki yaşıyordu ve evlilik çok yakındı.Devamı mı? O da ilerleyen sayfalarda saklı.
Rol aldığınız son iki dizi de dönem filmiydi. Öyle mi denk geldi yoksa siz mi onları seçtiniz?
Çemberimde Gül Oya teklif edildiğinde biz, "Bana Bir Şeyhler Oluyor" turnesindeydik. Ama senaryoyu gönderdiler ve ilk on sayfasını okuduktan sonra hemen kabul ettim. Çok da iyi yapmışım. Kırık kanatlar dizisinin hazırlık aşaması başladığında ise, biz Çember'in son bölümlerini çekiyorduk. Teklif geldi, yine senaryoyu okudum ama Ayvalık'ta olduğu için zor görünüyordu. Senaryoyu çok beğendiğim için Mehmet Ali'ye (Nuroğlu) söyledim mutlaka oyna diye. Mehmet Ali kabul edildi ve sonra o da bana "mutlaka kabul et"demeye başladı. Bildiğim bir yapım şirketi, hikaye de çok güzel olunca, peki neden olmasın dedim. Ama Ayvalık şartları çok zorladı beni. O yüzden bu sene devam etmiyorum.
Sorun yalnızca İstanbul dışında çekilmesi miydi?
Ayvalık'ta olması etkenlerden biriydi. Ama en büyük problem benim senaryo sorunumdu. Sonuçta bir oyuncunun yaptığı tek şey oyunculuktur. Fakat senaryo bunu gerektirmedi. Oynadığım rolü herhangi birinin oynayabileceği bir rol haline getirdiler. Senaristle çok büyük problemlerimiz oldu. Benim yarattığım bir karakteri inişlerle çıkışlarla bambaşka bir karakter haline getirdi. Kendini ifade etmeye çalışırken de kimse benim arkamda durmadı. Dolayısıyla, benim savunamayacağım bir iş başarılı olmayacağından, sürdürmek istemedim. Sonuna kadar savaştığımı herkes biliyor. Ama orada kalsaydım, mutsuz olacağım, pişman olacağım bir işe devam edecektim. O yüzden ben bu projeye küstüm, oynamayacağım.
İşler yolunda gitmiyorsa da, hep sonuna kadar savaşır mısınız?
Her şeyin bir oluru vardır, sadece destek görmekle alakalı bu. Şimdiye kadar bulunduğum işlerde, benim hiç kimseyle münakaşam, seslerin yükseltildiği olmamıştır. Ama bu projede her şey aldı yürüdü. Arkadan konuşmalar da aldı yürüdü, çukurlar da kazıldı. Şu kadarını söyleyeyim ki, ben projeden ayrıldıktan sonra gelen telefonlardan sadece şu çıktı: "Özge senin çukurunu kazanlara sen el çırpmış oldun." O yüzden huzursuz olduğum yerde benim işim yok. Huzur başarıyı getirir, başarı da hepimizin istediği bir şey. O yüzden hayırlısı oldu.

"İKİ YİLDİR DRAMA OYNADİĞİM İÇİN,İÇİMDE O KADAR FAZLA ENERJİ BİRİKTİ Kİ, ARTIK YENİ BİR ŞEYLER YAPMAK,BİRAZ KOŞMAK, BİRAZ COŞMAK İSTİYORUM. "
Fotoğraf çekimi süresince de drama oynamaktan sıkıldığınızı söylüyordunuz?
Kendimi tekrar etmekten korktuğum için farklı şeyler yapmak istiyorum. Sürekli olarak, "Artık drama değil, biraz koşmak istiyorum, biraz coşmak istiyorum" diyorum. Çünkü içimde o kadar fazla enerji birikti ki, dramda artık bunu boşaltamıyorum. Hani oyunculuk büyük bir yelpazedir diyoruz ya, artık iki senedir drama için kullandığım iki yaprağı kapatıp, farklı şeyler yapmak istiyorum. Tabii böyle diyorum ama bu sene yeni bir dramaya başlıyorum.

"AİLEM BENİMLE GURUR DUYUYOR"
Nasıl bir proje? Ne zaman başlayacak?
Ayşe Kulin'in "Geniş Zamanlar" kitabından uyarlanan, senaryosunu Mahinur Ergun'un yazdığı, Zuhal Olcay'la birlikte başrol oynayacağımız bir diziye başlıyoruz. Herhalde kasımda vizyona girecek.
Nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?
Karakter olarak, aslında çok zor bir kız değil ama çok zorluklar yaşayacak ilerleyen zamanlarda. Karakterin adı Zehra. Zehra,çok sevdiği adamdan hamile kaldıktan sonra, bir şekilde adam bunu terk ediyor ve çok zor koşullarda yaşayan başka bir adamla, danışıklı dövüş olarak evlenme kararı alıyor. Bu adamın bir sakatlığı var ve hem adamın sakatlığını kurtarmak için hem de çocuk babasız büyümesin diye bir evlilik anlaşması yapıyorlar. Fakat evlilik anlaşması yaptığı baba, çocuğa çok bağlanıyor. Diğer taraftan çocuğun esas babası tekrar ortaya çıkıyor ve Zehra, çocuğuna sahip çıkan babayla biyolojik babası arasında kalıyor. Çok inişleri ve çıkışları olan bir rol, bu yüzden çok sevdim. Ayşe Kulin de çok sevdiğim bir yazar. Umuyorum ki iyi bir iş olacak.
Evlenmeden hamile kalmaya Türk halkı takılır mı sizce?
Türk halkı bence yadırgamayacak. Çünkü kızın düştüğü duruma öyle acıyacaklar ki, "Hadi bu çocuğa bir baba bulalım" diyecekler. Zehra varoşlarda büyümüş bir kız, annesi temizlikçi. Çok zengin bir ailenin evine temizliğe gidiyor. Zehra doğduktan sonra annesinin temizliğe gittiği aile, Zehra'yı kendi çocukları gibi büyütür. Daha yüksek bir çevrenin içinde olunca da, dolayısıyla bir doktorla birlikte olur. Fakat doktor onun kökeninin varoşlarda olduğunu öğrenince onu terk eder. Bence izleyenler Zehra'nın hamile kalmasına değil, adamın onu terk etmesine ve sakat olan adamın çocuğa sahip çıkmasına takılacaklar.
Dizi dışında, sinema projesi de var mı?
Osman Sınav'ın bir aksiyon filminde rol alacağım. Bu, benim için değişik ve heyecanlı bir tecrübe olacak. Ayrıca Özcan Deniz'in yazdığı bir hikaye de var gelecek projeler arasında. Diyorum ya hep komedi komedi diye, işte bu kadın erkek ilişkileri üzerine çok eğlenceli bir komedi.
Siz oyunculuğa BKM'tie başladınız. Bu aslında önemli bir şans değil mi?
Aynen öyle. Ben BKM'ye 17 yaşında girdim. Aslında oraya gelene kadar da tiyatrocu olacağım dîye bir hedefim yoktu. Yani bir altyapı varmış ama bu çok bilinçli değildi. Tabii bu süreçte ailem de beni çok destekledi. 17 yaşında BKM'deydim ve sabah 4'lere kadar prova yapardık, çalışırdık. Babam beni götürüyor, sabahın 4'ünde de almaya geliyordu. Bu süreç üç ay devam etti ve babam bu süreçte benim çok kahrımı çekmiştir. Ama ben tiyatroya giderken öyle bir şevkle gidiyordum ki, bunu onlar da görüyorlar ve beni destekliyorlardı. Zaten hep beni "Neyi seversen onda başarılı olursun" diye yönlendirdiler. İyi ki de böyle söylemişler. Şimdi beni izlediklerinde çok gurur duyuyorlar.
Sevdiğiniz işte başarı kazandınız, peki ilerisi için neyi hedefliyorsunuz?
Çok uzun süreli düşünmüyorum, düşünmemekte de fayda var. Çünkü her an her şey olabilir bu meslekte. Bir sürü iş yaparken, bir anda hiçbir şey yapamayabilir ve düşebilirsiniz. Benim yapmaya çalıştığım tek şey, emin adımlarla ilerleyip, çok iyi işlerde bulunmak. Ne yazık ki bunun içinde iki senedir tiyatro yok ve acayip özledim. Çok klişe bir laf ama bir oyuncunun kendini beslediği tek yer orası. İki senedir hayatımda olmayan tiyatroya yer vermek istiyorum. Nasıl olacak bilmiyorum, dizi var, sinema var, ama olsun, bir şekilde olsun istiyorum.
Dizi var sinema var, kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?
İki senedir kendimle ilgili hiçbir şey yapamıyorum. Çember'de çok yoğun çalıştık. Kırık Kanatlar'da zamanım yollarda geçti. İstanbul'a gelip, dublajımı yapıp, ailemi, arkadaşımı görüp tekrar sete dönüyordum. O yüzden hiçbir şey yapmadım. Şimdi İstanbul'da olmanın avantajları var ama bu sefer de iki üç iş bir arada olacak. Yine kendime zaman kalmayacak. Ama en azından arada bir sinemaya giderim diye düşünüyorum.

"SEVGİLİM TEKSTİL İŞİYLE UĞRAŞIYOR.ÇİFTLERİN FARKLI MESLEKLERDEN OLMASI BÜYÜK AVANTAJ.BENCE İKİ OYUNCUNUN BİRLİKTE OLMASI ÇOK RİSKLİ. BİRLİKTE OYNUYORLARSA DAHA DA RİSKLİ... BENCE BÖYLESİ DAHA İYİ."

"EVLENİYORUM!"
Erkek arkadaşınız rahatsız olmuyor mu bu durumdan?
Geçen sene, asker yolu bekliyorum diyordu. Şimdi neyse ki dizinin dibindeyim. Daha rahat olacak. Elbette bu kadar çalışmama ve az görüşmememize üzülüyordur. Ama başarımdan dolayı mutlu, işimi destekliyor.
Onun da çok mesai gerektiren bir işi var mı?
Hayim, aslında tekstil işiyle uğraşıyor. Aynı zamanda Sivas'ta demir madeni işletmeciliği yapıyor. Arada Sivas'a gidiyor işletmeci olduğu için. Böylece benim yoğun olduğum zamanda, arada onu da Sivas'a gönderiyorum.
Başka bir alanda çalışan biriyle birlikte almak avantajlı mı dezavantajlı mı?
Saat kaçta işten çıkıyor, kaçta eve geliyor biliyorum o konuda avantajlı. O Amerika'da okudu, büyüdü. İki sene önce benimle tanışana kadar Hayim'in Türkiye'deki diziler, oyuncularla falan hiçbir alakası yoktu. Bu tür şeyler çok uç geliyordu ona. Bilmiyordu, çünkü o şekilde yetişmemişti. Ama şimdi bakıyorum da o da öğrenmeye başladı. Bu yüzden çiftlerin farklı mesleklerde olması büyük avantaj... Ben de onun işini merak edip Sivas'a gittiğim oldu. O da benim setime geliyor. Oyuncu olsaydı, iki oyuncunun birlikte olması çok riskli. Birlikte oynuyorlarsa daha da riskli... Bence böylesi daha iyi.
Parmağınızdakî yüzüğe bakılırsa, ilişkiniz evliliğe doğru gidiyor.
Otuz yaşındayım ve bu seneye kadar evlilik hiç aklımdan geçmezdi. Çünkü hiç evlilik insanı değildim. Şimdi nişanlımla evli gibi yaşıyorum. Son bir seneye kadar çocuk yapmayı da düşünmediğim için, evlilik aklımdan geçmiyordu ama artık istiyorum bunu.
Evlilik yakında mı peki?
2007'nin yaz başında düşünüyoruz.
Nasıl bir düğün hayal ediyorsunuz?
İşte daha oraya gelemedim. Ne yapılır, işin içinden nasıl çıkılır, ikimiz de bilmiyoruz bunu. Yani bir ay sonra düğünümüz olsa, ikimiz de "Tamam bizi de çağırın" durumundayız. Çok şükür, Hayim'le çok iyi anlaşıyoruz. Kendimizi ilişki içinde çok iyi ifade edebiliyoruz. Böylece yanlış anlaşılmalar da olmuyor. Bir de ikimiz de keyif insanıyız. Birlikte olmaktan keyif alıyoruz; bu çok önemli. Düğüne gelince; tarihi söyleyip bizi çağıracaklar, biz de gideceğiz...